Bense Bir Sandal, Belki de Kano🚣‍♂️

Öncelikle Namaste 🧘🏻‍♀️

Tetikleme uyarısı/ trigger warning! Tramva tetikleyecek bir yazı olabilir. Uyarmadım olmasın.

Gariptir bazen (hatta çoğunlukla) insanı en çok yaralayan şey fiziksel acı değil, haksızlığın, mantıksızlığın verdiği ruhsal acıdır.

Acılara yürüyüp korkanlar için sormak istiyorum, neden insan bireyler birbirini anlamak için çaba sarfetmiyor? Neden kimse diğerinin penceresinden bakmaya biraz olsun razı gelmiyor? Neden kimse kendi hatalarını kabullenemiyor, yanlışlarını itiraf edemiyor? Karşısındakini kırdığı için özür dilemeyi çok büyük bir şeymiş gibi görüyor? Neden bu düzen böyle gidiyor?

Neden, neden, neden???

Bu kadar büyük bir kaos içeren hayatta birbirimize huzur olmak varken, birbirimizin hayatını neden çıkmaza sokuyoruz? Neyi alıp veremiyoruz? Neyi istiyoruz ki bu hayattan? Bu kadar insan mutsuzum diye bağırırken minicik bir mutluluğun içine balıklama atlayacakken, mutlu olduğumuzu hissettiğimiz anda neden baltalamaya çalışıyoruz?

Öyle çok soruyorum ki son 20 gündür bu soruları kendime… lakin cevaplarımın hiç biri beni tatmin etmiyor.

Sanırım bu hayatı kolaylaştıkça zorlaştırma içgüdüsünden geliyor. Sanırım biz mutluluğu kovalanacak bir şey olarak kodladık, sahip olunca da kaçmasını istiyoruz.

Bilmiyorum.

Keşke net bir cevabım olsa da kendi tarafımda sorunu çözebilsem. Hoş ben çözsem de karşımdaki çözemedikçe bir arpa boyu yol alamayacağımız da aşikar.

Ve son olarak keşke her şey birbirimizi daha tam tanımadığımız ilk andaki gibi keyifli kalsa, merak, heyecan ve anlama çabası hiç kaybolmasa. Bütün insanlar buna inansa, hayat bayram olsa diyor bu yazıyı burada bitiriyorum..

Yerli-yersiz-küstah-hadsiz-atarlı-giderli-ölçüsüz-korkusuz-hesapsız biraz da gamsız, aynı zamanda ‘Cennetten çiçek’ full HD bir yazı ile karşınızda oldum, demek isterdim ama gayet ‘Dertler derya olmuş’ vari psikoterapik bir yazı oldu bu son tahlilde idare edelim 😘

Yorum bırakın