Bu yazıyı herkese ‘yatırım tavsiyesi’ olarak servis ediyorum.

Öncelikle Namaste🧘🏻‍♀️ sevgili okuyucum

‘Bir kadın ne istediğini 30 yaşından sonra bilir, ne istemediğini ise 40 yaş itibari ile anlar’ derler. Tam 40’dan bildiriyorum ki; hem ne istediğimi, hem ne istemediğimi bu kadar net bildiğim hiçbir an’ım olmamıştı🙌🏼

Ve sizlere geleceğe yatırım tavsiyesi tadında birkaç yazı yazmaya karar verdim. İlk yatırım tavsiyemin konusu 👉🏼 tabi ki karşı cins ile ilişkiler🫂

Halk tabiri ile düzenli ve ‘ciddi’ addedilecek bir ilişkim yok, fakat yalnız da hissetmiyorum. İlişkisiz olmakla, yalnız olmak çok farklı şeylermiş, bu yaşıma kadar bunu deneyimledim.

‘Small talk’ kavramının ise çok değerli ve bağ kurmak için oldukça etkili bir yöntem olduğunu artık biliyorum.

Peki nedir small talk? derseniz; ‘detaylara ya da saatler süren bakışlara boğmadan, küçük, kısa ve samimi iletişimler kurmak’ diyebilirim.

Bildiğimiz kadarıyla dünyamız milyonlarca insanı kapsıyor ve yine de muhatap olmaya değer olanların birkaç km2’den oluşan ve aynı dili, aynı dini, aynı değer yargılarını benimseyen insanlar olduğuna inandırılarak büyütülüyoruz. Kadınlar olarak, evlenmek için aile kurmaya uygun olan birini bulmaya çalışıyoruz sonra bulduğumuzu büyüklerimizden gördüklerimiz ile doğruluyoruz artı öğrendiklerimizden her hangi birinin anlamını nadiren sorguluyoruz. Etrafımızda doğal olmayan o kadar çok şey var ki.. fakat iki insanın aynı anda hissettikleri.. eğer onlar gerçeklerse, ki nadiren olurlar, işte o zaman kıymetini bilmek gerekir diye düşünüyorum.

Kendi adıma sağduyu süzgecimden geçirip güvenle bağlandığım her türden ilişki benim için önemli bir yaşam enerjisi ve güç kaynağı. Bu aradığım ve istediğim bir şey. Özellikle karşı cins ile ilişkide bu o kadar önemli ki.. Lâkin insan her zaman, her ihtiyacını gideremiyor. Olmadığı zamanlarda da maçı götürmek gerekiyor. O zamanlarda minik konuşmalarla başlayan tatlı flörtlerin lezzetini seviyorum.

İşin özü sevgili okuyucu, yalnız olmaktan da ilişkisiz olmaktan da korkmayınız! Bir ilişkinin içinde yalnız hissetmek de mümkün, ilişkin olmadığı halde yalnız hissetmemek de. Ne istediğiniz ve ne istemediğinizi bildiğiniz zaman, işte o zaman her şey çok doğru ilerliyor.

Biz small talk’tan ve güno’dan devam 🙂

Yerli-yersiz-küstah-hadsiz-atarlı-giderli-ölçüsüz-korkusuz-hesapsız biraz da gamsız ve ilişki tüyolu yorumlarım şimdilik burada bitti. Bir sonraki yazıda görüşene dek XoXo 💋

Likya şiirinden alıntı yaptığım deprem sonrası his boşalması

Öncelikle Namaste🧘🏻‍♀️

Bir sürü şeyin eğitimini almış, bir sürü sivil toplum kuruluşu ile gönüllü projelerde çalışmış, ‘deprem sonrası neler yapılmalı?’yı teoride öğrenmiş lakin pratikte, yani doğada arama kurtarma eğitimini ne yazık ki almamış, afet bölgesinde nasıl hareket etmesi gerektiğini tam olarak bilmeyen ancak yine de gönüllü olarak söz konusu bölgelere intikal etmek isteyen bir bireyim. Gönüllü öğretmen olarak MEB üzerinden başvuru yaptım, çıkmadı, çıksaydı n’apardım onu da bilmiyorum.

Sadece herkes gibi bi’şeyler yapmam gerek diye düşündüm. Bi’şeyler yapmalıydım evet. Aynı zamanda süreğenliğin bozulmaması, yaşamın devam ediyor olması da gerekli diye düşündüm: Ona yasak, buna tatil, şuna kısıtlama, insanlar bir anda, amaçsız, evde, odada, sokakta kalınca kafayı yer, kesinlikle bi’şeyler yapmak lazım dedim. Yaptım da!

Şimdi burada neler yaptığımı yazmayacağım, çünkü ben, bu değilim. Fakat son 10 gündür nasıl hissettiğimi bir parça yazmak istedim.

Çünkü kendime yüklenmekten, yetersiz, öteki ve öfkeli hissetmekten yoruldum.. uyuyamamaktan, mide kramplarımdan, panik ve kaygılı ruh halimden, neye üzüleceğime şaşırmaktan çok yoruldum 🤦🏻‍♀️

O kadar, o kadar çok acı var ki etrafta, kimse ne diyeceğini bilemiyor. O acıları yaşayan insanlar kayıplarından bahsederken bile sakin kalıyor, sanki tekrar yerine gelebilecek bir şeyden bahseder gibi bir tonda. Bir diğerinin acısını düşünüyor belki de, ben yaşadıklarını tahayyül bile edemiyorken:( Zihnin mahfolduğunun göstergesi bu sanırım. Şok bu! Akıl henüz işleyemedi tüm yaşananları.

Ama işleyecek🤚🏼

İşte o zaman bence, hakkını helal etmeyecek hırsıza, yalancıya, ahlâksıza, yağmacıya, utanmaza, merhametsize, liyakatsize, kibirliye, şov peşindekine… yanlarına bırakmayacak!

Ve tam da bu yüzden, ilk günden beri herkese tek tek sarılıp, buradayız, beraberiz demek isterdim. En azından eski bir Likya şiirindeki gibi; birbirimizi bulamasak da çok uzaklardan parmak izlerimiz değecek birbirine demek istedim🫶🏻

Canım ülkem🇹🇷 Alınan her nefes, atılan her adım sevgi için olsun.. Geçmiş olsun 🙏🏼

Yerli-yersiz-küstah-hadsiz-atarlı-giderli-ölçüsüz-korkusuz-hesapsız biraz da gamsız yorumlarım şimdilik burada bitti.

Retro İle Gelen Metro ile Gider 😅

Öncelikle Namaste 🧘🏻‍♀️
💌Bu bir Retrograde Venüs yazısıdır!

Etrafımda istisnasız herkes astrolojiye merak saldı ve ‘nolucak şimdi bu Venüs retrosunda bana, ayrılıyosss muuu? Yaptırayım mı bu estetik işlemleri? iş nolcak iş, gireyim mi ortaklığa?’
şeklinde bombardımanlara maruz kalmaktayım.
🗣O yüzden bu halka seslenişi yapmam gerekiyordu.

👉🏻Buyur ey halkım astrolojik fikirlerimden faydalan köşesi ayağına geldi:)
📌29 Ocak’a kadar devam edecek bu süreç için söyleyebileceğim en önemli şey: Bu süreç sonunda hayatlarımızda hiç beklemediğimiz sihirli değişiklikler olabileceği. EVET SİHİRLİ DİYORUM🔮
Var olan potansiyel enerjinizi kendi yaşamınız içinde nereye koymak istediğiniz konusunda aydınlanmalar yaşamanız olasıdır.
📌Kendinizin kime olduğunuza inandığınız ve başkaları ile nasıl bağlantılar kurmayı umduğunuzu etkileyebilecek bir döngü başladı diyebilirim.
📌Bu 6 haftalık süreç içerisinde özellikle AŞK ve İLİŞKİLER arenasında derin ve gizemli değişiklikler olacak gibi gözüküyor. (İlişkilerden kastım bir ortaklık içinde de olabilirsiniz ya da ev arkadaşlığı da olabilir vb.) Bu öyle bir etki ki, (Pluto bağlantıda;) gizli ve/veya gömülü kalmış sorunları ortaya çıkarabilir.
📌Kendinizi geri adım atıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Görünürde olan şeyler size güvenilmez gelebilir. Ne düşüneceğiniz konusunda sağlam bir referans noktası bulamayabilirsiniz. Belirsizlik beklentilerinizi arsızlaştırabilir. Varsayımlarınıza güvenmek, plan yapmak, ilerlemek zor gelebilir, belki de hevessiz ve isteksiz olabilirsiniz. Derin ve rahatsız edici bir şey yaşıyorsanız bu normaldir
Korkmayın yalnız değilsiniz.
📌Zaten bu süreç netlik bulmak, herhangi bir şeyi tanımlamak veya olduğu gibi kabul etmek, yeni ilişkilere başlamak veya var olan ilişkileri bitirmek için uygun bir zaman değil. Kendinizi yeni bir şekilde sunma zamanı (görüntüsel değişiklikler) hiç değil!

Unutmayın ki bu yoğun enerjiyi siz yaşamıyorsanız bile yakın bağlantıda olduğunuz kişiler yaşıyor olabilir👍🏼

📌Yapmanız gereken şey; bu süreci gelişmek ve ilişki kurmaya yönelik daha olgun, bilinçli bir yaklaşım benimsemek için bir fırsat olarak görmek olacaktır.
📌Bu zamana kadar bağlantılarınız ve ilişkileriniz hakkında bildiğinizi düşündüğünüz her şeyi (fikirleriniz, beklentileriniz, geçmiş deneyimleriniz) bir kenara bırakın. Eski alışkanlıklarınıza, artık size hizmet etmeyen kalıplaşmış davranışlarınıza elveda deyin. Sadece sonunda olabilecek yep yeni bir şeye hazır olun. (Yine de çok bağlanmadan ve beklentiye girmeden yaparsanız iyi olur)

Uzun lafın kısası; somut sonuçlara varmadan esnek ve olabileceklere açık olanlar bu süreçten oldukça kârlı çıkacaklar arkadaşlar. Hadi herkese hayırlı olsun
Kabul edelim fena geriliyor bu Venüs 🤣

Yerli-yersiz-küstah-hadsiz-atarlı-giderli-ölçüsüz-korkusuz-hesapsız biraz da gamsız ve Astrolojik yorumlarım şimdilik burada bitti. Öperim💋

En Yakın Ağaca Koş – şakasız😬

Birdenbire, hiç beklemediğiniz bir anda, çok ama çok tanıdığınızı iddia ettiğiniz, sevdiğiniz birinin basit bir sözü, minik garip bir davranışı, neden çok fazla canınızı yakar biliyor musunuz?

BEN BİLİYORUM!👇🏼

Onca zaman onun, sizden kendisini sakladığı gerçeğiyle karşı karşıya kalıyorsunuz da odan.

Vee tam o anda anlıyorsunuz ki, dağınık sevgilerle karşılaşmak çok yorucu, ve evet bir o kadar da üzücü. (Yanii bal olsa kâr etmez)

Aslında bence kusurlu tarafının anlaşıldığını hisseden asabileşiyor, uzaklaşıyor, hatta kaçıyor ve bitiriyor. Çünkü artık görüldü, tanındı, oynadığı gizlenme oyunu çöktü. Nasıl devam etsin ki??? Anlaşılabilir. (ya da anlamaya çabalıyorum diyelim😀)

İşte o saatten sonra da insanın bırakın ilişki kurmayı, insan bile görmek istemiyor gözü… gerçekten gidip toprağa yatası, bir ağaca sarılası filan geliyor içinden. (Astroloji haritasında hiç toprak olmayan bende durum böyle seyrediyor🙋🏻‍♀️ 😅- anlamayanları bir ara aydınlatacağım-)

Zaten hep söylerim; Neyi zamanında bırakıp, neyi yeşertmek gerektiğini hatırlamakta zorluk çektiğinde, en yakın ağaca koş. Gerekeni yapacaksın!

Gerekeni yaptığınız güneş dönüşü (solar return) günleriniz olsun canlar. Bugün benim için öyle oluyor çünkü yarın doğum günüm🥳 ve bu yazıyı da ‘doğum günü özel yazısı’ olarak yazdım. iyi okumalar.

Yerli-yersiz-küstah-hadsiz-atarlı-giderli-ölçüsüz-korkusuz-hesapsız biraz da gamsız ve kendi kendine hediye tadında yorumlarım şimdilik burada bitti. Öperim💋

Takarak Aşk Kanadımı Yakında Geleceğim 🧚‍♀️

1987 yılında yaratıcısı olan arkadaş (Dieterich Mateschitz) 1984’te Tayland’a yaptığı seyahatleri sırasında ordaki insanların içtikleri ve kendilerine enerji verip zinde kalmalarını sağlayan bir karışımı keşfetmiş (Krating Dang) ve avrupa pazarı için yeniden formüle ederek piyasaya sürmüş. 10 yıl içinde (kimilerine göre çok geç) 1997 yılında Amerikan enerji içeceği pazarını yaratmış ve %53’luk bir payla bu pazarı adeta eline almış, Türkiye pazarına ise 2000’li yıllarda girmiş, bir ara malum içeriğindeki maddeler yüzünden ithalatı yasaklanmış ama ne olduysa (?) yine şu malum sloganı ile (…. KANATLANDIRIR ) tekrar satışına başlanmış.

Halen dünya çapında enerji içeceği pazarında 1 numarada bulunmakta.

Evet bildiniz. 👉🏻RedBull dan bahsediyoruz.

Bu arada içeriğindeki taurine maddesinin lactic acid ile etkileşime girdigi ve üretici firmanın deyimi ile “kickt starts the metaboliszm” olayı yarattığını artık hepimizi biliyoruz. Bu yüzden bir çok ülkede yasaklı. (Aslında içeriğindeki kafein ve alkol birleşince işte olanlar oluyor.) RedBull kanatlandırıyor evet. Ne tarafa doğru bilemiyoruz, hayır. Uçup bu dünyadan göçedebiliriz, evet 😳

Yazar notu: Ben seviyorum, her türlü de içiyorum, özellikle White Edition/ hindistancevizli olanı favorim.)

Buraya kadar tamamsak, gelelim kapak konumuza….. Bu kadar reklam yeter. Sonuç olarak kanatlanma olayını RedBull bulmadı arkadaşlar, bir amme hizmeti olarak ben sizi aydınlatmak isterim. İsteyen araştırsın:) Teşekkürler 🤩 👏🏼👏🏼👏🏼👏🏼👏🏼👏🏼👏🏼

Bkz: Bu ülkenin erkekleri RedBull ‘dan önce de kanatlanıyordu 🙂

Yerli-yersiz-küstah-hadsiz-atarlı-giderli-ölçüsüz-korkusuz-hesapsız biraz da gamsız ve ürün yerleştirmeli, şakalı yorumlarım şimdilik burada bitti. Kıps💋

Bense Bir Sandal, Belki de Kano🚣‍♂️

Öncelikle Namaste 🧘🏻‍♀️

Tetikleme uyarısı/ trigger warning! Tramva tetikleyecek bir yazı olabilir. Uyarmadım olmasın.

Gariptir bazen (hatta çoğunlukla) insanı en çok yaralayan şey fiziksel acı değil, haksızlığın, mantıksızlığın verdiği ruhsal acıdır.

Acılara yürüyüp korkanlar için sormak istiyorum, neden insan bireyler birbirini anlamak için çaba sarfetmiyor? Neden kimse diğerinin penceresinden bakmaya biraz olsun razı gelmiyor? Neden kimse kendi hatalarını kabullenemiyor, yanlışlarını itiraf edemiyor? Karşısındakini kırdığı için özür dilemeyi çok büyük bir şeymiş gibi görüyor? Neden bu düzen böyle gidiyor?

Neden, neden, neden???

Bu kadar büyük bir kaos içeren hayatta birbirimize huzur olmak varken, birbirimizin hayatını neden çıkmaza sokuyoruz? Neyi alıp veremiyoruz? Neyi istiyoruz ki bu hayattan? Bu kadar insan mutsuzum diye bağırırken minicik bir mutluluğun içine balıklama atlayacakken, mutlu olduğumuzu hissettiğimiz anda neden baltalamaya çalışıyoruz?

Öyle çok soruyorum ki son 20 gündür bu soruları kendime… lakin cevaplarımın hiç biri beni tatmin etmiyor.

Sanırım bu hayatı kolaylaştıkça zorlaştırma içgüdüsünden geliyor. Sanırım biz mutluluğu kovalanacak bir şey olarak kodladık, sahip olunca da kaçmasını istiyoruz.

Bilmiyorum.

Keşke net bir cevabım olsa da kendi tarafımda sorunu çözebilsem. Hoş ben çözsem de karşımdaki çözemedikçe bir arpa boyu yol alamayacağımız da aşikar.

Ve son olarak keşke her şey birbirimizi daha tam tanımadığımız ilk andaki gibi keyifli kalsa, merak, heyecan ve anlama çabası hiç kaybolmasa. Bütün insanlar buna inansa, hayat bayram olsa diyor bu yazıyı burada bitiriyorum..

Yerli-yersiz-küstah-hadsiz-atarlı-giderli-ölçüsüz-korkusuz-hesapsız biraz da gamsız, aynı zamanda ‘Cennetten çiçek’ full HD bir yazı ile karşınızda oldum, demek isterdim ama gayet ‘Dertler derya olmuş’ vari psikoterapik bir yazı oldu bu son tahlilde idare edelim 😘

Kabule Şayan 👌🏼

Hep bir kendini kaybediş ardından bakan donuk bakışları görünce, o insanla yola çıkılamayacağını hissedersin. Böyle bir durumla karşılaştığımızda, bir şeylerin biteceğini her zaman biliriz aslında. Kabul edemeyiz!!!

Geçen yazımda da söylemiştim; Garfiti kedi olsam bir koklayışla n’olduğunu en başında anlardım. Ama değilim. Anladım lakin… Kabul edemedim!!!

Beni asıl üzen, iki tarafında ne yapacaklarını bilmesi ama yerlerinden kalkıp bir türlü yapacaklarını yapmaması sanırım. Düşününce yapmış olmuyorsun… Sen hissedince karşı taraf da senin gibi hissetmiş olmuyor. Kabul edilemez bişiii!!!

Hissettiklerinin doğru olduğunu sezmek, haklı olduğunu bilmek, ve buna rağmen karşındakini ezmeden beraber oyun oynamayı, öğretmeyi-öğrenmeyi, birlikte gülmeyi, iletişimi ve sevmeyi, güzelliği tercih etmek ne harika bir şey…

Nirvana lan bu işte… Yerde gökte bir takım tesirli şeylerde aramaya gerek yok aydınlanmayı…

Tek ihtiyaç : Gerekli çabayı bilmek ve gerekeni yapmayı kabul etmek!!!

Peki yapılacak mı? Göreceğiz 👁👁

Yerli-yersiz-küstah-hadsiz-atarlı-giderli-ölçüsüz-korkusuz-hesapsız biraz da gamsız ve ayrıca bol kabul içerikli yorumlarım şimdilik burada bitti. Namaste🧘🏻‍♀️

Acımaz Olur mu Hiç Tomurcukların Patlamaları..?

Öyle bir an gelir ki, kendini kendinle desteklemen gerekir. Anan, baban, danan olmaz etrafında. Sadece fiziken oluşan bir durumdan bahsetmiyorum burada. Biraz derin bir mevzu. Felsefik konuşursak; “insan kendini boşlukta sınar” da diyebiliriz.

Büyüklerimiz ise; ” Bana benden olur her ne olursa, Başım rahat eder dilim durursa” demiş. ( ne de güzel demiş.) İsmet Özel’inde “Allah insanı iddiasından vurur.” diye bir sözü vardı. (Sanıyorum, iddia sahibi olmamak gerekiyor.) Çünkü bu hayatta neyi yapmam, neyi söylemem derseniz onunla sınanıyorsunuz. Bi de sözlerinizin ok gibi dönüp sizi vurduğunu düşünün. (Tamam düşünmeyin!)

Tam olarak ne mi demek istiyorum? Şöyle ki; Asla böyle biri değilim dediğim her şeyi yapıyorum son zamanlarda. Kendimi resmen kendi oklarımla vuruyorum. Bazen adım adım gideriz o ‘asla’ dedigimiz menzile, bazen de bodoslama gireriz ya, ben bodoslama gidiyorum. (Aynenn..) Yanan bir güneşin çevresinde dönmekten sersemlemiş bir gezegen gibi hem de. (Evet sersem bir gezegenim aynı zamanda ve sersem gezegen okları çok acıtıcı oluyormuş.)

Böyle olunca da sonrasında genelde kargaşa, kaos, tekinsiz bir boşluk, bla blaa… ve işte o tekinsiz boşluk hissi beni yazmaya itiyor, kendimi kendimle desteklemeye.

Peki bu güzel bir şey mi? En azından çirkin diyemeyiz değil mi? Belki de ikisinin arası bir şeydir, tomurcukların patlamaları gibi 🤔 (tomurcukların patlamaları da acıyormuş evet)

Neyse yaptığım her şeyin ardında muazzam çok ve muazzam karmaşık nedenler saklı aslında. Ben de çoğu zaman net bilemiyorum o nedenleri. Kesinlikle sezgisel bir dürtü. Garfiti kedi olsam bir koklayışla n’olduğunu anlardım. Ama değilim. Ve işte yine onun yokluğunun yokladığı anlar… (Bir şeyin yokluğu da insanı muntazam bir oluşa itiyor arkadaşlar)

Bu yazıyı yazmamın nedenine tekrar dönecek olursak, benden size kıssadan hisse; Koşullar durmadan değişir ve siz olmam dediğiniz şeye dönüşüp yapmam dediğiniz şeyi yaparken bulabilirsiniz kendinizi. Siz siz olun koca koca laflar edip koca koca lokmaları çiğnemeden yutmaya çalışmayın. Ancak böyle kurtulursunuz boşlukta savrulmaktan. (Boşluktan beslenenler, sizi şöyle alalım, konuşacaklarımız var😎)

Yerli-yersiz-küstah-hadsiz-atarlı-giderli-ölçüsüz-korkusuz-hesapsız biraz da gamsız az birazcık da felsefik yorumlarım şimdilik burada bitti. İyi okumalar✋🏼

Aaaa Arkadaşlar, Film Eleştirisi tabiki değil 😬

Öncelikle Namaste🧘🏻‍♀️ Az önce çok sevdiğim filmi tekrar izledim, hem de çok başka bir gözle. |Bkz.👇🏼

Ve şöyle bir kanıya vardım ki; Kaybedenler Kulübü ve Issız Adam başta olmak üzere bu tür filmler bu ülkenin kadınlarının başına gelmiş en travmatik şeylerden biri olabilir. Özellikle de ilk yayınlandığı dönemin ergen jenerasyonu için.

Acıların yüceltilmesi, depresyonun kültürel bir değer olarak lanse edilmesi gibi gibi.. bir güruh toksik ilişkilerin normal olduğunu, hatta hatta ilişkinin bu demek olduğunu filan düşündü, hatırlıyorum.

Bunların izlerini bir çoğumuzun hâlâ daha üzerimizden atamadığımızı da farkediyorum.🤔(Ben de böyle değil çok şükür o dönemler ergen değildim🤭)

Düşünsenize; Lise yaşlarında yolun ne olduğunu bilmeden, yola dair tek bir fikrin bile olmadan yolu seçiyorsun.. ve işte o dönem seçtiğin şeye bak! Erkek kayıp ve ıssız, kadın durumun belirsizliğine kafayı takmış depresif. (Vah ki ne vah)

İlişkide kadın ve erkeğin rollerinin bu olmadığını anlamak çoğu insan için kesin çok zor olmuştur. Anlamayanlar ise hâlâ çoğunlukta, buna da eminim. (Bazı arkadaşlarıma böyle olmadığını anlatmak için çok çaba sarfediyorum)

Halbuki sağlıklı ilişki dediğimiz şey birlikteyken çok da plana ihtiyaç duymadan bir haraket edebilmek ve içinin ferah ferah gülmesinden başka bir şey değil.

İlişki profesörü olmadığım için konuyu burda kapatıyorum. Vel hasılı kelam bazı diziler, filmler, kitaplar ya da yakinen şahit olduğumuz ilişkiler bizde bir takım izler bıraksa da şunu bilmeliyiz ki; Adı sevgi, huzur, takdir, hoşgörü denen suyu ve gölgeyi arayıp duruyoruz bu çölde…

Kucak dolusu sarılalım ki zaman genişlesin kızkardeşlerim… ve tüm insanlık 👻

Yerli-yersiz-küstah-hadsiz-atarlı-giderli-ölçüsüz-korkusuz-hesapsız biraz da gamsız, film eleştirileri tadında yorumlarım burada bitti. Yalnızız dostlarım yalnızız yalnız. Adios muchos💋

Dün Gece Kendime Yalnızken..

Jung’a göre hayatta en acıklı şey, ‘Bir insanın problemin kendinden kaynaklandığını görmemesidir.’ Yani hepimizin içinden geçtiği bir yangını var ve aslında yangınlar içinde yürürken, içinden geçtiğimiz her bir duygu basamağının bizi nasıl değiştirdiğine bir de bu pencereden bakmamız gerekiyor.

Tüm kutsal kitaplarda, dinlerde, türlü inanışlarda, hep bir şekilde bir öteki dünya kavramı var. “Cennet-Cehennem” Artı bir çok inanışta reankarnasyon var, yani ruhun tekrar başka bir beden ile dünyaya gelmesi. Sonuç olarak bir şekilde kaybettiğin ruh ile bir gün kavuşma vaadi var hepsinde. 👉🏻En sevdiklerinle tekrar bir araya geleceksin!

Bu inanınışla doğuyorsun, yaşıyorsun, ölüyorsun. Çünkü bu genetik koduna işleniyor ve nesilden nesile aktarılıyor.

Benim yangınım, bu hayatta en çok sevdiğim varlığı, kedim Garfiti’yi kaybedince içine düştüğüm boşluk oldu. Boşluk. Alabildiğine boşluk hem de. Bir yalnızlık hissi. Sonra ona nasıl olsa kavuşacağımı düşünmeye başlama hali. Ya o bir şekilde yeniden bedenlenip beni bulacaktı. Ya da ben bir yerde görüp bu benim oğlum, hissediyorum diyecektim. Önce bir gün bir sarı kelebek geldi, o sandım. Sonra onu sarı bir çiçekte gördüm. Saçmalama yahu dedim sonra da. 3 ay geçti acaba niye beni bulmadı demeye başladım. Daha da yalnız hissettim. Ve en sonunda da bunu büyük bir problemmiş gibi görmeye başladım.

Yalnızlığı bir problem olarak değil de yaşayarak, sindirerek, hazmederek hakkını vererek ve nasiplenerek devam etmeyi kabul etmek gerektiğini ise şimdi görebiliyorum.

Çünkü diğer tüm duygular gibi yalnızlıkta kişinin kendi içinde ve kendisine göre yaşadığı bir kavram. Benim en depresif yalnızlığımda, en ilham sürecindeki yalnızlığımda ya da sadece şu anki yalnızlığımda hissettiklerim ve algıladıklarımla, yaptıklarımla sizinkiler arasında eminim ki çok fark vardır.

Bunları genellemek, listelemek ya da reçetelendirmek kolay değil, mümkün değil üstelik benim uzmanlık alanım da değil.

Fakat kendi deneyimlerimden yola çıkarak yalnız olmak hakkında şunu söyleyebilirim; (Çok klişe ve fazlaca öğretmenvari olacak ama) Kendinize sorun, gerçekten yalnız olmak istiyor musunuz? Ya da kalabalık içerisinde kendinizi tam olmak istediğiniz gibi hissediyor musunuz?

Bu soru aynı zamanda pek çok başka şeyin cevabını da verebilir.

Belki de sadece genetik kodunuza işlenen şeyi uyguluyorsunuzdur ve bir aydınlanma yaşarsınız.👍🏼